Zoruna gidiyor yaşamak insanın bazen
Zoruna gidiyor tersine tersine gider gibi
Yutkunamazsın oturduğun yerde dururken
Öylece su misali gibi ölülere akarken
Kaybolmak istersin onca taşların arasında
Taş taş üstüne koyamazken acı bahar günü
Güneş kımıltısı bile bulamazsın
Geleceğe ve geleceklere iki yudumda
Yok ve var tezatı karışıklığı içinde
Kavga çorbasına düşerken kopuk kopuk
Çocukluk nerden çıktı diye sorarsın
Zehir akar damarlarından gerçek kılcallara
Oysa ki hepimizin isteğiydi kahramanı olabilmek
Ya da doldurmak boşlukları hayatın
Kiremit kanı akar damlardan camlara
İnce, kırılganken bir o kadar sert çarparsın
Düşünün iki köylü kartalını göklerden
Sonra durmaz düşürürsünüz değil mi avı için
Sende öylesin sen de böylesin diyerek
İki nefes alım ve verim arası bozuk satarsın
Ey ölümüm ve geleceğim
Seslenirken kafesimin kartal sessizliğinde
Gölge kovalar durur üç ayaklı
Kabusu olsun istersin daha sonra ortasında
Sahteciliği kaldıramazken nice tartılarda
Ne geçmişi tartarsın ne de şimdini
Çiçekleride kalmamış buraların alın yazısında
Döğüş tut gücün varsa yüz dev'e
Balkonundan düşersin zehir çekerken
Kolun kesik başın ezik vücudun delik deşik
Yarası kabuğunu açmış vaktinde olmazken
Erken mi geç mi tartışması vurulur parmaklara
Bakın göremediğimiz kadar içinize içlerinize
Suyunu çekmeden yüce dağın başı
Beyazlığı vurmadan akşam güneşlerinde
Yazarsınız "yaşatmadılar" diye...
©cahitçe
C