Bayram sabahı telaşlı telaşlı giyindi esvablarını
Leyla adında çocuk
Sevinçlerini paylaşmak için cıktı yola
Ilkin ziyaret edilmeliydi aile büyükleri
Gül gonca diye seven anne öyle öğretmişti
Koşar adımlar yerine getirmeye giderken
Annesinin öğrettiği ilahi buyruğu yerine getirmeye
Bilmeden sevinç çığlıkları içinde giderken
Çöl rüzgarına kapıldı anlık bir hevesle
Kaybetti yolunu dar düştü beklerken
Insanlığı kaybetmiş ebu cehil torunu gördü onu
Melül melül dolanırken etrafında
Masumiyetinden hemen faydalanmak adına
Sen ne gezersin başı bozuk bu diyarlarda dedi
Ay yüzlüm meleğim Ebu Cehil'in torununu kendine benzetti
Onunda insan olduğu kabul niyet etti
Kaybettim yolumu dedi sevincimi paylaşmak için giderken büyüklerime
Gel ben yol göstericiyim deyi verince
İnandı soysuzun ağzından çıkan kelama
( Nerden bilebilirdi ömrümde yalana şahit olmayan
Cennet kokulu melek yüzlü
Kaysın kendisine mehdiyeler dizdiği
Fuzuli nin dilinde destana dönüşen
Sezai yeniden kaleme aldığı
Mecnuna necip çöllerinde yolunu kaybettiren
Kur'anin kendisini övmek için ayet indirdiğini
Cennetin çocuğu denildiğini )
Hemen düştü peşine
Ardım sıra takibe başladı
Giderken ayaklarının altında yolun kaydığını fark etmedi
Ağrı dağının peşin sıra ağıtları duymadı
Kuytulara düşerken yolu birden kaybolduğunun farkına vardı
Lakin o ne hüsrandı ki çoktan vakitler geçmişti
El etek çekilmiş korkudan ayakların bağı çözülmüştü
Didindiyse de yırtındıysa da
Canavarın elinde kurtulmak için ne eylediyse olmadı
Alıp götürdüler dağların yamacına
Ellerini ayaklarını bağladılar
O an fark etti ölümün soğuk yüzünü
Bayram sevincini yaşamaya doymadan Leyla
Toprağa eğilip usulunce bir buse koydu
Içinde niyaza durdu
( Ey Rabbim sene 500 daha gelmeden insanlığa
Kainatı yüzü suyu hurmetine yarattığın zatın
Ülkesinde doğun kız bebekleri diri diri görmüyorlardı
Biliyordun onlar masumlardı
Tıpkı şu an ben gibi masumların canına kiydiklari gibi
Onları da toprağın altına görmüyorlardı
Onlarla birlikte beni de komşu eyle nebilerine)
Eyledi niyazını kabul eyledi Rabbi
Bir kara haber vardı baba ocağına
Eyledi anne feryad u figanlar
Daha doymadan kokusuna
Hasret kaldı meleğim diye sevdiği gonca gülüne
Baba ağıtlar yaktı peşi sıra
Gözünden sakındığı peygamber çiçeği kokulu kızına
Eyledi bir de niyaz
Ey millet-i merhume çabuk bulun
Bu Ebu Cehil'in torununu
Neyse hesabını kesin
Yandı ciğerim
Yanmasın başkasının ciğeri
Bu niyaz hemen yankı buldu
Balık hafızalı Ülkenin afiş ve pankartlarında
Herkes feryad u figanlar eyledi peşi sıra
Az zaman öz zaman gitti
Ülkenin gündeminde düştü Leyla
Eylül kayboldu herkeste aynı tirane
Aynı ahuzarlar yükselmeye başlandı
Daha toprak çürütmeden şehidin kanını
Insanlar beyinlerinden eyledi azat Leyla ile Eylül u
Bekliyor sanki bir daha böyle canavarların türemesini
O zaman gene eyler ahuzarlarını
Neyleyim kardeş ben kısık sesli
Acını her gün yüreğimde yaşayan mahzun benekli
Sesleniyorum balık hafızalı Ülkenin beşerlerine
Alınıncaya kadar önlem
Kısmayın sesinizi soluğunuzu
Haykırın
Bağırın
Çağırın
Olmasın ülkemde bir daha böyle vahşetler
Leyla ile Eylül'un hatırasına eylemeyin ihanet
Yarın vicdanlarınız sızlar ahu efganiniz eylemez kar.
...
K