Ş

Barışla Savaşmak

Uykunun çelik tencerelerde kaynayarak azaldığı mevsimlerdeyim
Daracık pencere önlerinde
Tükrükle ıslanmış el kiri desenli
Arabî harflerle bezenmiş çarşaflara
Tütün sarmaya memur kılınmış parmaklarım
Bir çakışta çöpünü tutuşturamayan
Kibrit kavı gibi yitirmişim şansımı hayat kavgasında
Her nefesimde şanlı bir sefere çıkarmışçasına
Ciğerime taarruz eden dumanlara teslim olmuşum
İlk oyununda ellerini sokak tozlarına kiraya vermesine rağmen
En renkli misketini ütülen bir çocuğun Küskünlüğüyle küsmüştüm yaşamaya
Önünde tütün sardığım dar pencerelerin takati
Boyundan büyük küfenin altında beli çatırdayan
Bir baş dönmesiyle yığılıp kalan pazar hamallarının
Menziline varamayışı gibi çaresiz kalır beni yeniden yaşama döndürmeye
Oysa seni düşünmek başlı başına bir barış çağrısıdır
İçimde yıllardır aynı havayı soluduğu azınlık duygulara
Şarapnel tesirli kesici somurtuşlarla
Acımasızca ölüm yağdıran katil gam kalabalığına
Seni düşünmek zeytin dalını altın tepside sunmaktır
Savaşın kanlı yüzüne genç yaşlı tüm erillerini kurban vermiş
Susuz bir balığın solungacında kalan son su damlalarıyla
Çırpınışı gibi çırpınan mağlup bir millete
Seni düşünmek bahardır sevgilim
Otlaklarında kuruyan çayırların arasında ağız gezdirip
Soğuğa isyanla dimdik ve yeşil kalan bereketi arayan kuzulara
Sen savaş meydanında açmış bir gelinciksin sevdiğim
Ben gözlerine mil çekilmiş bir kırmızı hasretlisi
Sen barışsın sevdiğim içimde kopan tüm kıyamet savaşlarına
Sen barışsın sevdiğim öfke kusan dil namlusunu lâl eden
Sen barışsın sevdiğim sen barışsın...
©şiirlidüş