Biz,
kelimelerin ağırlığında kaybolmayı, insanlar arasında kaybolmaya tercih
eden bir garip zümreydik.
Yenilmiş olsakta sahte duygulara,
hep dikti, başımızı hiç eğilmedik.
Yağmurlarda ıslandık,
çamurlara battık
ama gocunmadık.
Aksine yağmur ferahlatırken içimizi
o eşsiz toprak kokusunun farkına vardık.
Ve en büyük çıkmazların biz de veya onlarda olduğunu anladığımız gün
yitirdi hayat gizemini,
Kelimelere tutunduk.
İçimizde fırtınalar kaparırken acılar,
yine de sevdik, vazgeçmedik ama sustuk.
Yok-sun-luğumuz ve yok-sul-luğumuzu
o kelimelerin içerisinde bulmaya çalışırken,
kimi zaman donduk yalnızlığın zemherisinse,
Kimi zaman can çekiştik
Vuslatın çelik pençesinde.
Gün geldi kaybolduk
Ne arayanımız,
ne gözlerimize bakanımız oldu.
Sevdik biz
Uçurum kıyısında açmış bir beyaz güle, Sevdalandık düşeceğimizi bile bile.
Uslanmadık,
Ümitleri yastık
Hüznü yorgan yaptık
Sevdalarımız boğazımıza düğüm oldu
Soluksuz kaldık.
©acziyet
C