Aklıma dolanan düşüncelerin içinde kaybolmuş ufacık bir parça,
Aslının varlığına yandaş bir çok kopya.
On tane olsa, birini bile vermem kimseye.
Üstünlüğüme oturmuş bir eziklik, temsilsiz bir titizlik.
Toz beziyle silinmiyor hayat kiri.
Varoluşun pençesine takılmış, kısa bir masal.
Uslüpten doğmuş, yaramaz çocuklar.
Usluluk rolü yapanların saçtığı itici bir kuvvet.
Biri üflüyor uzarlardan,
Benim doğamda fırtına oluyor.
Kelebek etkisiz bir etki.
Kanatsızlar var civarlarımda,
Ateş sesleri geliyor.
Hergün tekrar vurulan yamaçlarımda bir çığ gibi büyüyor çığlıklar.
Zamansızlık bir tanı,
Varlığın üzerine koyulmuş yokluk, bir hastalık.
Krize girince bağımsızlıklarım,
İsyancı yanım baş kaldırınca,
Yanıyor taht.
Ve bir anda,
Adalet denen yalan çıkıyor piste.
Basıyor gaza, yanık kokuyor ortalık.
Vücudumda bir titreme,
Aklım saçılmış kaldırımlara,
Anlamıyorsun biliyorum.
Anlayabilsen,
Yazmazdım zaten.
Yazsamda anlaşılmıyor.
Kelimeler fakir ve cahil.
Mutluluğu bulmuşlar.
Şehveti, kandırılmayı ve inanmayı.
Ben inanmıyorum.
Mutsuzum.
Dilim zengin.
Aklım yok.
Ben delirmişim.
Batıya kaymış heryanım
Bu gece.
Güneş günün sonunda elbet batıya gelir.
Gün batımı, ufak bir yatış.
Arsızca söylenmiş bir sözden ibaret, delip geçen bakışlarıma denk,
Kavramlarım yetersiz.
Cümleler boşa.
Aklıma gir.
Suç benim.
Nereye gidersen git, bir adım batındayım.
Bazen Nefesim tenine değecek kadar.
Bazen içinden konuştuğunu duyacak kadar.
Bazen aklını okuyacak kadar.
Üzgünüm, belki de değilim.
Ama izliyorum,
Varoluşunun olmayışında kayıp bir kalem gibi,
Zahmete katlanmadan ulaşılan, beleşlere inat.
Bu şehir Benim.
Bu sokak benim.
Bu, benim..
D