İki çift laf edebilirdik belki;
sürekli seni düşünmek için gittiğim parkta o dalları göğe saplanan ağacın altındaki bir gün seninle oturma hayali kurduğum o bankta..
Belki Nietzsche' nin hiççiliğini tartışırdık
belki de Sartre' nin varoluşçuluğunu.
ben hiççiliği senin yanımda olmadığın zamanlarla kanıtlarken,
sen varoluşçuluğu gülüşünle bana kabul ettirebilirdin.
Belki ben senin ne kadar güzel olduğundan bahsederdim
Hatta belki..
belki de saçlarına dokunurdum bi ihtimal,
Her zaman dikkatimi çeken dağınık saçları şu an avucumun içinde diyebilmek için...
sen anlatırdın uzun uzun, ben seni dinlerdim.
Senin her cümlende gökyüzü ruhuma dolardı,
güneşin ısıttığı yüreğimi verirdim avuçlarına günün sonunda belki...
M