Ben bir kent bedevisiyim..!
Ölü bir yıldız gibi düşer yüzüm,
Yalnızlığın üstüne ve yüzümün boşluğuna..
Söndü, bir veda ile dar vakit arasında,
Ve zaman üstüme kapanır...
Zakkumların enkazında menekşeler morardı..
Ben aslında laleler hayranıydım,
Kızıla çalan rengine hastaydım..
Şiirimi duymayan kaldı mı?
Veya adıma aşina olan var mı?
Bir gül'ün göçüğünde
yaşıyorum..
Anlayın, ne olur beni!
Sudan yaralar aldım, incir çekirdeğinden küçük..
Okyanuslardan geniş..
Aklımda bir söğüt bıkkınlığı..
Sesler var yazgımın uçurumunda..
Bahtımın dilinde serkeş cürümler..
Bir nergiz ölüsü elimde,
Fatihalarım orkideler için..
Tutunamıyorum..
Yüzüm alabildiğine kızarık..
Çıplak bir düşte acıya uyanmışım,
Mahmur kalmış gözlerim.
Üzerimde gri bir intihar,
Al kavgalardan ulaşmış bana,
Üşüyorum..
Ellerimi yakıyorum bir masum yürekte..
Sondan önce tek çöküş,
Bir infial ki, ruhumu çepeçevre sarmış..
iyi oku sızımı..
Belki anlayacaksın halimi..
Ve sonra diyorum ki ;
Ayrılığa düşen, kederine sarılır...!
Işte böyle;
Ben yalnız kalmış bir bedeviyim,
Yada yalın yürek olan bir kent bedevisiyim...
H