O

benim için

Kaosun göbeğinde birşeyleri en muntazam biçimiyle oldurmanın sevdasındasın insanoğlu
Ansızın çekilecek damarlarından kanın ve kendine olan yabancılığınla başbaşa kalacaksın
Yargıcın külyutmazlığın iken hiçbir delil seni bu davada aklayamacak. O mavi soluk noktanın üzerinde *** olmaya mahkum edildin.
Bir hayli zaman önce ağzındaki otu çiğnemekte olan bir dinazorun gözbebeklerinde büyüyen göktaşının aldırışsızıylığıyla yaklaşıyor felaketin onun ismini kurtuluşla değiştirmek için yapacağın manevralar için sana ayrılan alan katılaşan zihnin tarafından kısıtlanıyor.
Çocuk çocukluğundan minnetar olamadığı için pişmanlıkla anımsanan ömrün kıyısında bir rüzgar öpüyor gözyaşlarını
Suyun yerçekimine boyun eğen, insan nezdinde en yürek parçalayan hareketi seni daha yüce kılmıyor.
Ah verebileceğim her bir ayna tutan örnek için daha ne yazık. Ne yazık yitirilmiş masumiyetin olgunluk kıyafetine bürünen matemine ne yazık dile getirişlerimizin uçuculuğuna. Ne yazık yalvarıp yakarmalarımızın muhattapsızlığına.
Yürekten yüreğe gerilmiş bir okun ucuna iliştirilmiş bir zeytin dalı değil midir gülümsemenin türkçesi. Oysa emirleri yerine getiren bir katildir bu dişler. Kalsiyumdur ve başka birşeyler daha ve tek tük insansı özelliklerle anılagelir.
İçinden nasıl geliyirsa odur özetle giydiğin gecenin rengi. Masalları kitapların arasında hapis sanırsın ama asıl gerçek kaf dağının ardında saklı durur.
Beyaz atına binip gitmeden önce benim için birkaç satır karala
©opapa