Sahabiye’de seni beklediğim gün,
Saat durmuştu sanki,
Kalbim bile yavaş atıyordu,
Sen gelmeyince fark ettim:
Zaman sadece takvimde geçiyor,
Kalpte değil.
Bir banka oturmuştum,
Dizlerimde titreyen bir umut,
Gökyüzü maviydi, ama içim
Griye çalan bir Eylül gibi…
Gözüm caddeye,
Adımlarını arıyordum her kalabalıkta.
Sen gelmedin.
Ama Kayseri sustu o an,
Rüzgâr bile esmeyi bıraktı
Erciyes bulutlara gömüldü,
Gökyüzü de seninle küsmüştü sanki…
O günden sonra
Sahabiye'de ne çay içebildim,
Ne göz göze gelebildim geçmişimle.
Çünkü o gün orada bıraktım
Bir çift bakışın umudunu
Ve yarım kalmış bir sevdanın izini.
Talas’tan gelen yokuşları bile özledim,
Seninle çıkarken kolay gelen yolları.
Şimdi inişler bile yokuş,
Çünkü sen yoksun.
Çünkü o gün dönmedin.
Halk otobüsüne binmedim o günden beri,
Senin indiğin durağa uğramasın diye.
Her Kayseri akşamında,
O günkü bekleyişim çöker üzerime,
Gözlerim dolar sessizce.
Sanki hala bekliyorum…
Sanki hala o bankta oturuyorum.
Gönlümde memleket kadar derin bir boşluk,
Ve sen…
Kayseri kadar tanıdık,
Ama artık uzak bir şehir gibi.
Belki bir gün,
Yine Sahabiye’de yollarımız kesişir.
Sen yürürken fark etmeden,
Ben yine aynı bankta olurum,
Yıllar önceki gibi…
Yüreğimde eski bir şiirle:
Sahabiye’de seni beklediğim gün.
©burak38
B