Her şeyi severken
O an hiçbir şeyi sevememektir,
Silbaştan yaşamanın kırıklığı...
Saç diplerimde yeşeren beyazlıklar
Bir köpek gölgesi gibi
Üzerime çullanan zaman,
Ve okşarken öksüzün başını
Çamurdan bir tokat gibi
Yüreğine çarpan şehir...
Erkek mi, erkek mi o onüçünde
Saçları üç numara,
Bir gözü güneşe kısık bakan.
Erkek mi mavi çayırda kuzunun çobanı
O oğlan çoçuğu mu içimdeki saf zamanın.
Sen misin çelik, desensiz ezilmiş kumbaram
Sen misin, yetimi, yorgunu ve kuşları kurtaracak?
Ne acı bize
Ne acı size...
Sırtıma istinat koydum akrebi
Ayağımı yelkovana can havli sıkıştırdım.
Çünkü zerre merhamete,
Çünkü zamana ihtiyacım var diyemedim anneme...
Hızlı koşma geriye benden kalan
Esmer, dizleri yırtık ve kolları kararmış çocukluğum.
İsli demlikte bırak muhabbetimi
Bir bardak çayı, hatıranı orada bırak.
Yarı yarıya her şeyim senden kalsın
Senden bana kalan olduysa eğer,
Bırak kalsın.
Bilirsin,
Bırakmak için,
Sevmekten daha çok yürek gerek.
Şimdiyse
Elimde, avucumda bekledim ben huzurumu
Bu yorgun talihim
Tek temennim...
Yalnızlıkla birken yalnız olmak ne zor.
Ne zor damı çökmüş bir evde,
Sobayı yaktıktan sonra yağmur yağması.
Unutup yükümü uçmak istiyorum şimdi.
Yarım kalan İstanbul'a mavi boya sıçratmak
delice.
Ha deyince unutmak derdimi,
Yalvarınca geceye
Fecre mutlu uyanmak istiyorum.
Ama boşuna...
Seyrüsefer
Çakıltaşı yolumda yalınayak yürümek.
Bu ise, kanayan topuklarımdan yolun sonu demektir bana.
Kurak bir toprakta,
Karanfil koklamaksa hayalim
Baştan kaybettim ben.
Yırtsam takvimi ve tekrar tekrar başlasam.
Bir güz gelir sarartıp
Bir kış gelir üşütüp gider beni.
Daralır, daralır çocukluğum
Bir ip gibi uzar öyle.
İnceldikçe yağmur, inceldikçe bulut.
Aksın zehir, inceldiği yerden kopsun
Unut nazende çiçek
Sen de beyaz gibi unut...
©evrifaessa
©aspidistra
A