O

beyefendi

Kocaman popolu bir Avrupa beyefendisi
Dört ayağı dört kıtaya yaslı bir koltuğa
Oturmak üzere hazırlar kocaman poposunu
Belli ki görgülü bir beyfendidir, kıyafeti düzgün
Ceketinin düğmeleri ilikli bir beyefendi.
Bu kadar yiyeceği nereden bulmuş bilinmez
Epey zor sığıyor kıyafetine
düğmeler işi bırakmak üzere
poposunun ondan geri kalır yanı yok hani
Gözleri ışıl ışıl bir beyefendi
Sürekli anlatıyor adaletten ve şiirden
Yüreğinde yağdan sonra en çok sevgi bulunuyor
En azından o öyle söylüyor
Beyfendi bir devrim ertesinde
oturuyor koltuğa o ıssız gezegende
Gururlu bakınıyor o çorak topraklara
Arkasında bir medeniyetin çöplüğü
Ağzına kadar taşmış çürümükte
Fakat birden huzursuzlanıyor beyfendi
Kocaman poposunu ağır ağır oynatıyor
Sanki sandalye beyfendiye biraz batıyor
Katman katman yayılmış bir halde beyfendi
Ne kadar oynatsa o kocaman poposunu
Bir o kadar artıyor huzursuzluğu
Çürümüş dişlerini sıksada son ana kadar
Çaresizce vazgeçiyor konforundan
Beyfendi ve kocaman poposu hareketleniyor
Zayıf kasları yerçekimine karşı direniyor
Güçte olsa kalkıyor beyfendi ayağa tekrar
Yenik düşüp beyfendi merakına
Çevirip başını  bakıyor arkasına
Neymiş böyle keyfini kaçıran
Sandalyenin üzerinde kemik ve  kan
Bir anda ağzı sulanıyor beyfendinin
Ne güzel tadı olurdu şimdi
Şu kemiğe ait çıtır çocuk etinin
Fakat bir anda aralanıyor perde
Beyfendi sararıp soluyor giriyor derde
Kime ait bu kurumamış kan?
Şu lanet olasıca kemiğin yarısı nerde?
©opapa