Bir ben var, ben değil, aynada donuk bir yüz,
Bir yabancı sanki, adım dillerde gezgin, ama kalbimde suskun bir söz.
Kimdir bu ben? Nereden gelir, nereye sürüklenir, meçhul yolların yolcusu,
Bir gölge misali, ruhumun derinlerinde sessizce hükmeder durur.
Benliğim sanki bir hayal, iz bırakan ama dokunulamayan,
Gecenin karanlığında yürür, gündüzün aydınlığında kaybolan.
Geçmişin yükü omuzlarımda, gelecek ise bir sis perdesi,
An ise geçip giderken, beni benden koparan, tarifsiz bir sessizlik.
Zaman zaman kaybolurum içimde, cevapsız sorularla boğuşurum,
Kim olduğumu sorarım aynaya, ve cevapsız gözlerle karşılaşırım.
Bulduğum sadece bir boşluk, dipsiz bir kuyu gibi derin,
Benliğim, bir labirentte yolunu kaybetmiş bir gezgin.
Duygularım ise esen rüzgar misali, bir fırtınaya kapılmış,
Sevinç, hüzün, öfke ve korku, hepsi içimde çarpışmış.
Mantıkla duygular arasında bir savaş, bir galip çıkmaz,
Benliğim, hep bir mücadelenin ortasında, bitimsiz bir savaş.
Düşüncelerim kelebekler gibi havada süzülür,
Bir an huzura konar, bir an karanlık düşüncelere dalar.
Kontrolümde değildir artık, benliğim rüzgarın peşinde,
Bir bulut gibi, şekilden şekile bürünür, sürekli değişir, yenilenir.
Ben varım, ama ben değilim; bu, sonsuz bir arayış,
Belki bir gün bulurum, belki kaybolurum adım adım.
Ama bu arayış, bu sessiz savaş, beni ben kılar,
Benliğim, her adımda yeni bir keşif, her durakta bambaşka bir sır.
©hasanbey.
H