A

BİR KÜÇÜK AYRILIK ÖYKÜSÜ ..

Adı İMKANSIZ olan bir adaya vurdu
Bir Yolcunun yara almış kalbi...
Geri dönmek için artık çok geçti.
Ya boğulup can verecekti azgın sularda çırpına çırpına.
Ya bu ada son ümidi olacaktı, bir sıla özlemindeyken ona.
Kucak açtı güçlü kollarıyla, sıcacık sarmaladı ruhunu ada.
Oysa kalamazdı ki tamamiyle, biliyordu bunu...
öyle ya adı gibi o da,imkansızlıklarla doluydu..
Ada sahipleri bir duysaydı ayak bastığını adaya. Korkuyordu..
Öyle ya o da alışmıştı yıllardır onların varlığına.
Bu yeni misafirin de gidecek yeri yoktu..
Ya boğulacaktı çırpına çırpına bu azgın sularda.
Ya imansızlarla dolu topraklarını vatan edinecekti, kendine biliyordu.
Ada sakladı onu yıllarca, ağaç dallarında, ıssız dağlarında.
Ama ada sahillerinin onu bulup topraklarını tarumar etmesinin endişesiyle dayanamayıp bir gün sordu.
Ey misafir, ey topraklarıma neşe getiren gezgin yolcu
Dallarımla onar gönül sandalını,
Ve git sular durulmuşken bir gündoğumu.
Gitti misafir, onun topraklarından balçık yaparak sıvadı gönül sandalını. Ve gitti..
Giderken ardına bile bakamadan, imkansızlığın inleyen topraklarını koklayamadan gitti..
Ada misafiri sessizce uğurladı..
İçi rahattı artık, ev sahibi görmeden uğurlamıştı, onu vatan bilen bu kimsesiz yolcuyu..
Onun da bahar gelmişti halbuki onun gelişiyle hayatına..
Ama
Ama gitti işte...
o günden sonra ne İMKANSIZ aynı İMKANSIZDI. Ne de YOLCU aynı YOLCU..
Hiçbirşey eskisi gibi olmadı..Olamadı..
Bu ayrılığa ikisi de dayanamadı ama ...
Çağırmadı onu ada,
kuşlarını elçi edip Gel diyemedi.Kıyısına vuran her dalgaya onu sordu, bir haber alırım ümidiyle..
Yolcu ise dönmedi, dönemedi bir daha havasını suyunu çok özlese de, bağrına adadan avuçladığı bir tutam toprağı basarak teselli aradı ömrünün kalanında..
Ada yıllar geçse de hep denizi izledi. Yolcusu döner diye
Yolcu ise bir daha hiç sandala binmedi ..
©asudeyim