Cellad kemendi sıkar, giderim dar ağacına.
Kavuşmak başka bahara artık, tabure sallanır.
Ateşin yangını çıkar, söndürür içimdeki hayali.
Yoksa sen misin içimdeki hayal?
Yoksa sen misin bendeki ümit?
Taburenin ayağı yıldırım köşkü,
Bir tekmelik gücü var, çığlık atarcasına.
Nefes nefese bitiriyorum kendimi.
Sanmazdım nefesin bile insanı boğacağını.
Yoksa sen misin ciğerlerimdeki nefes?
Yoksa sen misin bana hayat veren?
Cellad kemendi takar boynuma, ölür giderim bir köşede.
Zorlukla baş ediyorum bedenime.
Yavaş yavaş çekilirken içine,
İpin ucunda parlak bir güneş gülümser.
Yoksa sen misin parlayan bu güneş?
Yoksa sen misin gözümdeki bu ışık?
Elim titriyor, zar zor hissediyorum.
Bir uyku basıyor beni, kalbimi göremiyorum.
Baktıkça batıyorum,gördükçe deliriyorum.
Şimdi çöl gibi ıssızlaşma vakti, arayış vakti.
Yoksa sen misin bu çöl?
Yoksa sen misin bu arayış?
...
©ibr.yld
P