Gece bir damla gözyaşı dökerken,
Susar yıldızlar, kelimeler tükenir.
Beni senden alan o kara gün gelir aklıma,
Ve acı, yüreğimi bir bıçak gibi deşer.
Unutmak ister insan bazen,
Ama nasıl unutulur bir nefes, bir ses?
Kokusu hâlâ ruhumu sararken,
Bu şehir bile bana yabancı gelir.
Gölgeler içinde kaybolur adımlarım,
Her köşe başı sana çıkar.
Zaman durmuş gibidir bende,
Sen gittin ya,
Bir an bile geçmez.
Anılar; kırık bir aynadan yansıyan yüzler,
Tutunacak hiçbir şey bırakmayan izler…
Bana gülüşünü armağan eden hayat,
Şimdi sadece pişmanlık verir.
Yağmur her damlasında bir anı fısıldar,
O günkü bakışın düşer gözlerimden.
Bilir misin, bir gül kurur sessizce,
Dalından koparılmadan ölür,
Ben işte öyleyim.
Ellerim bomboş artık,
Ama içim ağır, tarifsiz bir taş.
Yüreğim sana ağlar her gece,
Düşlerin bile yetim kaldı rüyalarımda.
Hüzün bir kuyu gibi derin,
Ve ben her düşüşte daha da batarım.
Güldüğümüz günleri hatırladıkça,
Hayat bir mezar taşına döner içimde.
Söylesene, hüzün bu kadar acıtmalı mı?
Özlemler, neden hep yarım kalır?
Belki sen de okursun bu şiiri bir gün,
Ve anlarsın,
Sevdanın küllerinde nasıl yandığımı.
©beyazrüya
H