Bahsettiğim tüm kar taneleri saklı harflerimden ibaretti hep,
Kelimelerimi yaktım azar azar nice zamanın ahiri, ömrümün hazanında.
Geceye birer birer bıraktılar beyaz emarelerini başka bir hüzmeden alametler,
Ve alev aldılar maziden kasıp kavuran soğuğun azap çığlığında.
Kaldığım tüm asumanların buz tutmuş zemheri yangınları,
Göğün acısına paralanan yüreğime düşen yıldırımlardı oysa.
Sarmalasam gül teninin hengam-ı bahar kokusunu içime çekip,
Ah u enine tutulan efkarımın o azaplı tırmanışlarında taşısam yanımda.
Kelebekler bir şölen havasında güneşin hüzmelerinden alıp alıp kanatlarına o efsuni renkleri,
Sanki bir cevherin o hayretengiz kıymetine nazire yapar gibi konsa o derun mu derun sırlı bakışlarına.
Bir anın cam kırıklarına rucu edip döküntülere gittiği gibi sessizden,
Bırakabilsem seni şu mehcur gönlümden çıkarıp afaka,
Bırakabilsem ey yar, bırakabilsem seni araflara...
©kenanfaik
K