S

Biri vardı

Biri vardı:
Sonbaharın her tonunu ayrı,
Yağmurlu havaları,
Gri bulutları,
Toprağın o aziz olanla buluştuktan
Sonraki kokunun hissettirdiğini,
Kavak ağaçlarının rüzgarla birlikte
Ruhuna dokunmasını ayrı bi severdi.
Pencereden dışarıyı izlemek onu rahatlatırdı
Bu izleyiş ihmal edilmişliğin yansımasıydı sanki.
Bazen otobüs camından yansıyan
İnsan silüetlerinin
Daha vicdanlı olduğuna karar kılardı.
Elinin ayağının birbirine
Girmesi yetmezmiş gibi
Bir de düşünceleri duyguları her bir yana saçılmış durumda şimdi,
Böyle zamanlarda tek bir noktada sona dek kalmak ister ne olacaksa
O noktada olsun diye içinden geçirirdi.
Uzakların, dağların, yolların, atların;
Hepsine şemsiye olan ‘o göğün' müptelasıydı işte o biri.
Fotoğraf çekmek sevip de uğraştığı çok az şeyden biriydi,
 Bazı kokuların da fotoğrafını çekmeyi deli gibi istiyordu.
Aslında bütün bu yazdıkları, düşündükleri,
Yaptıkları belki de zorlamaydı.
Tek bir şey yapmak istiyordu şu an , her an için:
Kendisini bulup,
Kendisi olup yaşamı özgürce kucaklamak istiyordu.
Her şeyiyle.
O sırada o birini duyan
Diğerinin dudaklarından şu sözcükler döküldü
“buz dağı şatosunun prensesi odmuş.”
                                       
                                                 
©sedaderya