O

BİRİKİM

Aylardan nisan, haftalar dört mevsim.
Günlerden pazartesiye hasreti bitmiş pazar.
Saat gün bitimine uzak mesai başlangıcının gecikme endişesi ne yakın.
Adres umut sokağı yaşam kahvesi.
Mimarisi uzun, nişaneli, tek salon önünde ise bir kişilik durağı olan sırlı binanın tam karşısı.
Masaların üzerinde oyun yerine hayat kumarı.
Bardakların bir kısmı efkarla demle dolu, bir kısmı ise pembe hayallere yarılanmış açık çay.
Köpüklü kahvesi önün'de olanın dünyası olmuş mamur ötelere Allah kerim.
Eskilerden kalma yeni dizayn edilmiş ekranda bir türkü, sağım yalan solum yalan gözden uzak zihinde HD yayın .
Çıka geldi yönetme mesleğine merak değil baş koymuş stajyer bir heyet türküyü duyunca pekte edecek bir sözü kalmadı sözcünün toplu konuşmaktan vaz geçti baktı tek kişilik bir masa çektiği sandalye idi oturdu haylini kurduğu koltuk edasında.
Gecikmeden geldi beklediğim ilk soru “Nedir beklenti ?” . Dedim “Yaşamasını beceremediğim çabasını sarf etmediğim amma gelmesini istediğim hayat.” Dedi “Nedir istemediğin?” Dedim “Oturduğum adam yürürken olmasın madam”. Ama sonradan fark ettim ki dik yürümeye çalışan adamı oturanmış ardından madam yapan
24.02.2024 D.G
©osmanlı.41