Yaşamak kalpte yara almış onca hisler bıraktı,
Bulutların derinlere defnedildiği gün,
Toprakların yağmura hasreti yüzünden gözden tonca yaş aktı.
Ne kadar mahçuplukla kirlense de ruhumun güveni,
Konu yalnızlığa geldiğinde inan nurdan bile paktı.
Takatim yol sonun da mağlubiyetine ağlar,
Çığlıklarla kendini mahveder, bitap sıra dağlar.
Kaybolan yılların ise dönmesi, gönlümün isteklerinde en elzemi.
Uyku sandığım ölümdeyim, mezarımla dilsiz kıldım çözemediğim gizemi,
Pişmanlıktan ibaret bir saraya çevirdim kağıda yazdığım her dizemi.
Belki bu sabrın sonu selamete varır, fakat ihanete alışığım,
Ayna da yansıyan aslım gibi karanlık vuruyor artık ay ışığım.
Mutluluğun ulaşılmaz olduğu o yerde,
Tebessüm görülmüyor ne hayırda ne şerde,
İnan bende kaçarken, yüzlerce aşkı öldüren o labirent kadar karmakarışığım.
Zaman geçti ve yine aynı güne döndüm, olumsuzca danıştım,
Umudun olmadığını söyleyince, kendimle soluksuca savaştım,
Biliyorum ki yavaştım,
Belki de ölüme yanaştım.
Sanki yaşam bir ihtiyaç,
Ben ise o ihtiyacın giderilmesi için koyulan bir araçtım.
Kısacası hâlâ biraz yorgunum,
İşte bu yüzden yıllardır şiirlerle ağlaştım.
©ggurkann
G