Ş

BİZ YA DA SİZ

Mevsim kış aylardan şubat.
Kimilerinin akşam dediği o saatlerde
biz birbirimize kavuştuk.
Önce sımsıkı sarıldık. Sadece sarıldık.
Biraz geçmişten, gelecekten bahsettik.
Anılarla tattık saadetin tadını.
Doyamadık ama ayrılmalıydık şimdilik.
Kimse görmeden hemde.
Tam ondan ayrılmanın verdiği ;
üzüntü, hasreti artarken.
O gördü.
Yarım kalmış
yarımkalmışlığa mahkum,
ince belli biri.
Önce sıcak sıcak insanı ısıtan.
Zaman geçtikçe soğuyan,
kendi üşürken başkasını da üşüten cinsten.
Kendini kırmızıya boyamış.
Göreni kendine çekiyor.
Müptelası olmadan ,
soğukluğunu görmeden;
olmaz kurtulamazsın ondan.
Biir rezalet çıkmadan kurtulmalıydım ondan.
Çünkü istemiyordum herkesin,
bizden bahsetmesinden.
Biz birbirimizin sırdaşıydık artık.
Derdimi bilen çözüm üreten .
Halimi soran bana vakit ayıran.
Ama ince belli olmaz.
Bitirmeliydim bu işi.
Git dememe rağmen bırakmadı bizi yalnız.
Zaten o da biliyordu , biz ayrılamayız.
İnce belli olanı biteni duyurmaya kalktığında ,
Ben onun kırmızılığına son kez daldım.
Ve benle gelen biz.
Önce ince belli son verdi varlığa.
Ve sonrada biz ya da siz.
# kavuştuk dediğim bu yazıları yazdığım kalem , ince belli dediğim ise
bu yazıları yazmadan önce içtiğim
çay ve bardağı #
©şiarane