Bunalmış, sıkısmış bir Kemeraltı sabahı. Her yer, her taraf bilmem hangi yıldan kalma eski antikalarla dolu, toz duman. İstavroz çıkarıyor bir Gagavuz Türkü kordondan. Bir eskicideki aynaya bakakalıyorum tüm cesaretimi toplayıp. Soruyorum, tanrım, bu ben miyim? Nerede benim giden yıllarım?
Sandıklara çivi çakıyor çingeneler. Yevmiye usulü gelip geçiyor günler...
Limonata parası kadar cepleri bozukluk dolu öğrenciler.
Geçmişini özlüyor harap olmuş fahişeler...
Paket taşların arasında *****ıp kalan sigara gibi içim. Soluğum kesik, arkadaşlarım şehit.
Yalnız oturuyorum tahta taburede. Yüzüm dağlara dönük.
Bir gürültü, sakatat kokusu, uzun kuyruklar banka önleri. Bataklığa bakıyorum, doğduğum bu şehirde.
Bitmiş bu hayatın dibinde...
©uğurünver
U