Ah, ah böyle olmamaylıdı!
İlkin adıkonmalıydı ayrılığın.
Bir helallik alınmalıydı.
İki ayağın bir papuça girercesine değil,
Yavaştan yavaştan, süzüle süzüle olmalıydı gidişin...
Bir elvadası olmalıydı ayrılığın.
Hoş olmasa bile yinede bir hoşçakalı...
Bir anda kapanmamalıydı kapılar.
Ayrılığın bir mektubu olmalıydı.
Belki bir postacısı..
Sen gittin yaa, ben arkandan baktım uzun uzun.
Göz yaşımın düştüğü yerde bende öldüm.
Engeller aşmak için vardı.
Dünya malına aldanıp, yenilmeliydi sevdamız.
Kem gözlere, iftiracı namertlere yenilmemeliydi sevdamız.
Zalimlerin zindanları korkutmamalıydı bizi.
Aşk, herşeyden vaz geçmekti.
Gururunu, onurunu bir sevda uğruna çiğnemekti mesala.
Ve biz böyle basit kaymetmemeliydik.
Teslim olmamalıydık, ölmeliydik bu savaşta!
Bu romanın soytarısı değil, kahramanı olmalıydık.
Şimdi seni sadece gönlüme değil,
Şu kalem tutan ellerime de sorsunlar.
Karıncala'nan parmak uçlarımdan,
sana doğru uzanan bi dünya isyan var..
Sana sevda türküleri yazacaktım.
Adını dağlara, taşlara yazacaktım.
Dalga diye seni izleyecektim denizde.
Nisan'da açan yaparak sendin.
Tarih diye seni okudum ben.
Hatıram'dan çıkmayan ne çok şey var.
13 Şubat, 10 Ekim ve daha niceleri..
Sen öldürdün içimdeki o masum bebeği.
Dedim ya bir elvadası olmalıydı ayrılığın.
Hoş olmasa bile yinede bir hoşçakalı.
Olmuyor, sensiz olmuyor.
Düş çöllere, dal uçsuz bucaksız denizlere.
Yolunu kaybetsen de bu zifiri karanlıkta.
Bul beni..
Sensiz de yürüyor bu kervan diyorsan eğer,
sana da eyvallah, sanada amenna.
Bende bir taş bağlarım karnıma.
Gittiği yere kadar.
Ah, böyle olmamalıydı.
(gokhan29) 29.11.2018
İstanbul..
©gokhan29
G