Dağlarda büyüdün sen çocuk.
Güneş kavurdu kulaklarını yaz sıcağında.
Kar yaktı yanaklarını soğuk havalarda.
Rüzgar üşüttü başını.
Yeşil gözlerin parlaktı, ellerin kabuk kabuk döküldü.Ocakların sönüktü.
Keçilerin dağılıyordu Belpınarında..Rakım 3500'dü..
Evlerin çatıları yoktu, evler yoktu...
Kayalar vardı, büyük, çaresiz uğultulu kayalar..
Denizlerden uzak yosunlara emanet kayalar.
Çocuklar oynayamaz çalışırdı,
Yollar da sıra sıra deve kervanları....
Okul yoktu, o mis kokulu silgi yoktu, kalem, defter, kitap yoktu..
Bilmem hangi tarihten kalma gasteler vardı. Yakılırdı ısınmak için, aş yapmak için, ama değildi gaste okumak için...
Doğadan öğrenirdi masalları çocuk. Ay dede kimdir? Yıldızlar kimdir? Kuzular çitleri nasıl atlar? Falan filan...
Eskilerini giyerdi çocuk başka çocukların, yumuşak, pamuklu renkliydi hayalleri gibi...
Tarlalar onundu, mısırlar,kargalar domuzlar bile oyundu...
Çatık kaşlı adamlar yorgun ve dertliydi ama,
Gülerdi hep güler yüzlüydü çocuk...
Yalınayak baldırı çıplak elinde değnek Anadoluydu, soğuk akan şelalerin, ulu büyük çınarların şahidi,
Şanslıydı bulut bile bilmeyenlerden çocuk.
©uğurünver
U