Ş

Bozuk Televizyon

Hüznün derinliğinde boğuluyorken gözler
Gece göğü teselli eden yıldızlarmısın?
Yada saçlarını topluyorken parlak eller
Şu zarafeti resmeden kızlarmısın?
Bilmem ki hangi maddede belirir saflığın
Belki de akan bir çayda ki şeffaflığın
Durulurmu durulmaz suyun seyri
Işığı arayan düşkünlerin
sokak lambalarından şehri
Ve şehri gizliyorken kalabalık sesler
Sende sessiz bir kuytuda biriken
o ıssızlar mısın?
Yaşamı tadamamış gençte, erken gelen geçte
Şu mizahını kaybetmiş skeçte!
Sende toy bir yürek gibi sızlarmısın?
Bu betimlediğim biz kumandasız izleyicilerin mi eseri ?
Bence hareketli bir resimde ki fırçasız özveri
Hem niye izliyoruz ki bu televizyon bozukmuş!
Çünkü her izleyici kara kutuda ışığı arayan bir mahkum olmuş
Baksana biz kalem acizleri,
sense ey asıl kalem tutan kişi!
Peki bu senayoyu sen yazarmsın?
"Mesela biri düşürüyor kitaplarını çantasından
Koşuyorken yetişmeye çalıştığı otobüsün arkasından
Veya bir çoçuk kaçıyor dar bir sokakta, insanlara çarparak
Top oynarken camını kırdığı adamın, öfkesinden korkarak"
Hangi sahnenin hangi oyuncusunda
Galiba şu kurgunun
son sorusu sorulacak
Saydığımız yıldızların en sonucusunda
Noel gecesinde yağan karmısın?
Yada bunu dediğim için beni yakarmısın?
Alnımızı yere koyunca bizi duyarmısın?
Yoksa o kitaplarda gözden kaçan yada anlaşılamayan bir satırmısın?
Ey aklın dışında ve sonsuzluğun yaşında olan,
Lütfen düşüncelerim kör olmadan
Şu televizyonu kapatırmısın!
©şair_zanta