anlamıyor diye hayiflaniyorsun
ey gafil gönlüm neden bağıra bağıra
anlamayana anlatmaya çalışıyorsun
yüreğini yoruyor sözünü israf ediyorsun
belliki aynı dilden konuşmuyorsun
görmeyene göstermen
duymayana duyurmaya çalışman
ne meyhude gereksiz bir çaba
suyunu güneşini esirgemedigin
çiçek saksıda solduysa senin sucun ne
kader deyip geçmesini bilmezmisin
solan çiçeğe mi üzülürsün
boşa giden emeğe mi
Nuh bile inandiramadi oğlunu
Hz Muhammed bile ikna edemedi amcasını
Rabbinin çevirmedigi yüreği sen ceviremezsin
bazen oluruna bırakmak gerekir
omuzlarinin kaldiramadigi
yükleri yüklenmektesin ağırlığında eziliryorsun
herkes gibi desene etim ne budum ne
her zaman daha fazla adım atma çabası ne
kıymet mi bilir insanoğlu
asilsana kendi bacagindan
güç mü yeter yılana ciyana ezmekle
birak sana dokumayan bin yıl yaşasın
milletin derdi sana mı kaldı
basında saç ağzında dış kalmadı
insan dediğin vefadan anlar mı
yumurtadan çıkan kabuğunu beğenmez
düşman dogurur anan
ey gafil gönül bunca dert sana mı kaldı
kuyudan çıkardığın arkandan kuyu kazdı
arsiza söz mü yeter cahille baş mi gelinir
karnı doysun sırtı pek olsun
koy arpasini önüne yaşasın hayvan gibi
onlar anlamaz hoş laftan
tükür yüzüne yağmur sanıp amenna desin
uğraşma ey gafil gönül sana dert mi yok
kolun kanadın kırılmış
sen milletin cizigini sariyorsun
o göl olmuş senin kanın
daha görmez misin kendini
giden gitsin bu senin hikayen
©gökçekız
G