E

BU SON EYLÜL'DÜ

'bir Eylül'dü başlayan içimde' diyordu Şair
oysa Eylül
ayrılığın
çok geç kalmışlığın mevsimiydi
ama o Şair bilmiyordu
katar katar uzaklara giden o kuşlar
bir daha geri dönmeyeceklerdi
bu son Eylül'dü
ne solan çiçeklerin o eski kokusu
ne de dağların o taze kekik kokusu
saramayacaktı toprağı bir daha
kırılmıştı bir kere ömrün o dalı
her açan güneş
yanında yeni bir çizgi daha getirecekti
geri sayım başlamıştı artık
ne nehirler eskisi gibi coşabilecek
ne de denizler eskisi gibi dalganabileceklerdi
dönmeyecekti o bahar gittiği yerden
bu son Eylül'dü
ama o Şair bilmiyordu
'Bir ilkyaz tazeligi getirdin
Masmavi gögünle' diye devam ediyordu şiir
oysa
ağaçlar çoktan çıkarmıştı üstünde ki o yeşil elbiseyi
tabiat
aşka dair bütün Ümit'lerini bir gemiye yükleyip
halatlarını çözmüştü bir kere
yetişmek imkansızdı artık
beyhudeydi geri dön yalvarışları
o gemi dönmeyecekti bir daha
ama o Şair bilmiyordu
bu son Eylül'dü
'Ölme diyorsan; gitme kal diye bitiriyordu' Şair şiirini
oysa
bir aşk için ölmek için de çok geçti
çünkü
ölümden öte bir ölüm vardı
ama o Şair bilmiyordu
bu son Eylül'dü...
©eminbarut