Toprağın düşmanlığına arzuyla teslim edildim.
Hasma can veren hücreleri sanki yağmur
Başımda güzelliğiyle yükselen gökkubbenin.
Savunmadan kesilen mecal-i muhal
Gül dalında dikenin öğretisinde ellerim.
Kaç ömre itaatte kusursuzluğuyla övünür ölüm
Gövdeme döt nala koşabilen ayaklar bahşedebilir miyim?
İzlerinde dururum sonra
Gölgesi ayaklanırken sükutu temelinde şehrin
Dönerek merkezinde kıskacın
Derin mi derin
Gardına akıl ekleyen gagasında susuzluğumu taşır kuşlarım.
Bu yağmur;
Biliyorum... Aşılmaz duvarları yıkarak kuraklığa kanacak.
İnanacak.
Ateşle liğme liğme edilsin gökyüzüm
Bu yağmur
Ölümsüzlüğe kokusu en güzel hayatı sunacak. ölüme ruh hücum edecek.
Ali Yeşil
A