Kendime ulaşmamı engelleyen berbat sesleri lağvettim.
Her baharda birbirimize yakın olsak da,
Çimentoda dev bir donmanın çaresizliğini hissediyorum.
Kapıya dokunduğum zaman,
Bana flamingoları hatırlatan mektubun rengi, demek istediğin şeydi.
Ellerin ve dudakların okyanustan daha ıslak, parlak ve de acı.
Hiç bir şey düşünmezken
Gıcırdayan dişlerle nefes nefese.
Seninle gökyüzünde uçarak,
Türbülanslı rüyalar görmek bir başka.
Düşünüyorum da;
Seni açarken gökyüzü,
Benim hayatımı neden yağmurlaşıyor?
Aşk,
Muazzam bir kuyruklu yıldız gibi,
Aramızdaki havayı bölüyor.
Dünya, kakım kürküne sarılı pasparlak.
Biz her öpücükte bu kadar terlerken,
Belkide aşağıda aşk için bir kül tablası bizi bekliyor.
Bu kış sonu, bu buz saray bizim değil.
Çünkü sen sadece mevsiminde güzelsin.
Otururken seni izlemek, en sevdiğim kemanın sesi.
Harika görünüşün ile gözlerimi soyuyorsun.
Ve bir öpücük ile hayatımın dokusuna dokunuyorsun.
Birgün sana duygularımı emanet edersem, halel getirme olur mu..?
©mustafaks
M