Omzuna yaslanarak seyrettiğim
Maviliğe karşı mehtaba karşı süzülürdü
Deniz gelenleri izlerdi teknelerle birlikte
Denizin kenarın da atar kalbim seninle mest olurdu biraz korkardım
üst üste atarken sahilin kalbinde durdu zaman...
O bankta oturduğumuzda
ulaşamayacağımız Uzakları yakın ederdi mesafelerimiz....
Infilak ederdi maviye sırtını dayayan gemilerin huzurunda gören olsa kıskanırdı hemen adını
Aşk koyardı herkes giderken yanında
ben kaldım bir insan kaç defa severdi ki tarifi sen günahlarıma diz çökerim...
Sevmelerin de özlemlerin de ben yokum
Ben aşk uğruna aşk köşkünden kovuldum zaten..
bir güzeldeydi senin aklın, ben sadece çatı katından izlediğim mutluluğun sahidiydim yetiştirdiğin çiçeğin tohumunda saklı güneşin de ısınırdın toprağı
ben değilim açan çiçeğin ben ufalanır
dağılırım tutmaz suyum. beni sana hatırlatacak sadece
Çakıl taşlarım var kendimi oyaladığım... Zamanlara ait geleceğe miras...
Çocukluğumdan bu yana vazo kıyısın da
güllerin için de biriktirdim.
ne tesaduf ki gözlerimin rengine denk düştü mavi...senin tarafından keşfedilen ilk ve son demeçti bu bana sunulan
sanırım... içimi ısıtan çakıl taşlarıni
izledim tebessümü içimi doldurdu ..
Anısı vardı artık daha önce duymadigimiz sadece
ikimizin bildiği paha biçilmezdi Maviliğin dibindeki derin hissin...Çakıl taşlarının da bir hikâyesi varmış
demekki mutluluğun hatırlatan...
Ama sen hatırlamazsın... hatırlar mısın ki
©ebrulimsi5
E