Yorgun zaman suskun ömür
geçip giden yıllarım
kaç zamandır traşlı yüzüm
saç sakal'a karıştım
çile dolu keder dolu yolum
yönümü çevirdim ve
acılar içinde geçer ömür
hasretim gün yüzüne
karanlık zindan dört duvar
çevrili dört parmaklı
dışarıda yağmur yağıyor
gönlüm zincire bağlı
ihanetin şu kör zincirinde
bin yıldır asılı durur
kapılar yüzüme kapanır
ansızın sözler vurur
sözler kalbimden'ki yarası
çaresiz ve yalnızlık
bu kaçıncı giriş evrendir
nasıl zifiri karanlık
sanki cehennemin içinde
yandığım ateş olur
bir teselli ararım burda
zaman biran durur
Ah! çeke çeke tüketmek
şu canım ömrümü
ah diye diye çürüttüm
şu garip gönlümü
dert yana gülmez yüzüm
kırk yıl çile çektim
vurdum kendimi zincirlere
ne geçti elime benim
(Şiir Kısmı)
Ben yaralı bir ozanım
esen yerde rüzgarım
ben türkü ile yaşarım
beni sakın unutmayın
kalplere düşen şair'im
dağ başında kar idim
yada açan çiçek idim
beni sakın unutmayın
selam söyleyin canım
gün olur belki gelirim
zamanı içinde kalırım
beni sakın unutmayın
karlı dağ'a ayaz vurur
gece üşür rüzgar olur
güz kardelenim kurur
beni sakın unutmayın
uykulu geçen geceler
yaşlıdır yorgun gözler
söylenir dilde türküler
beni sakın unutmayın
cihan yanar ne fayda
kalırım ben bir arada
şiir el koymayın asla
beni sakın unutmayın
pas tutuyor tel sazda
asılı duruyor duvarda
hoşçakalın ah elveda
beni sakın unutmayın
©chn
C