Cemmaat epey kalabalıktı
Elleri önlerinde bitişik,
Herkes nizami bir şekilde saf tutuyordu
Derin sessizliğin ne anlama geldiği
Kolaylıkla anlaşılıyordu
"Merhuma hakkınızı helal ediyor musunuz?"
Diye başladı imam!
O sıra Süleyman'ın ordusu geçiyordu
Karıncalar ezilmemek için yuvalarına koşuyordu
Ayak seslerinden birşey duyamamıştım.
İmam tekrarladı:
"Hakkınızı helal ediyor musunuz?"
O sıra gökten, İsa'nın sesi düşüyordu kulağıma
Bir çörek için yalvarıyordu, bir meluna
Üç mucize melunu ikna etmeye yetmemişti
Melun; bir çörekle,
İsa'dan daha fazla şey elde etmeyi beklemişti
Oysa İsa'nın amacı çörek yemek değildi.
O sıra imam tekrarladı:
"Hakkınızı helal ediyor muzunuz?"
Rüzgarın uğultusundan sesi duyulamıyordu
Gölgelerde gagasını bileyen
Siyah kuşlar bekliyordu
Harekete geçtiklerinde
Kabil'in günahı çoktan doğmuştu.
Münker ve Nekir'e muhattab, Habil kılındı
Biz ancak ona şahtlik ederiz.
Ve imam tekbir getirdi
Bütün siyah kuşlar bir çırpıda uçmaya durdu
İmam ikinci tekbiri getirdiğinde
Melun, hatasını analamıştı ama iş işten çoktan geçmişti
İmam üçüncü tekbiri getirdi
Süleyman artık karıncaların konuşmlarını duyuyordu
Ve bütün karıncalar Süleyman'a biat etmeye hazırlanıyordu
İmam son tekbiri getirdi
Ve boşluğa düşen ellerim, paltomu rahatsız eden berduş rüzgarlara değdi
İmam sağa selam verdiğinde
Bir dünya daha vardan yok olmuştu
Sola selam verdiğinde
Hakkım varsa, yerini bulmuştu.
Biz Allah için, Muhammed Mustafa (s.a.v)'e biat ettik ve kıyamet gününde onun peygamberliğine tanıklık ederiz.
©mustafaks
M