tuttuğun elin tanrısı benim
nabzıma değen bileğine istinat
dengemi kesip de yıkamazsın
şarkımı çalamazsın benim.
şimdilerde yıkılmış tek ağaç
senin tek sözünle yıkılmışsa
çocuklar dallarına çıkmamıştır
harfler kazınmamıştır gövdesine
vicdan yalnızca taşıyan aittir
konuşup toprağını kurutamazsın
bir neden yaratamazsın kendine
suda kuş olur kalbim,
havadaki balığa tutulur.
pek çok an paylaştık birlikte
sen kalabalığa takılı kalan uçurtma
ben duvara asılı eski bir fotoğraf
farklı acılardan geçmişiz, kül rengi
oysa beni yazmaya iten o mektuplarda
mutluluğun da bir tadı vardı
yaşama sevincimin sesleriydi onlar,
keşke atılmasaydı.
yeni yollar keşfetmeyi bırak artık
sen çoktan bir yol sermişsin önüne
git! ayrılık ölüm kadar sahicidir
sevgiler bir atasözü kadar;
evli evine, köylü köyüne.
K