Ü

ÇIĞLIK

“Kendimle Hesaplaşmamdır Bu”
(Bu yazı; üstad Kenan Kuzucunun içini dökmekten değil, içini gömmekten yorgun düşmüş hâlinin haykırışıdır.)
Bazen duruyorum…
Ne nefes alabiliyorum ne kaçabiliyorum.
Sadece duruyorum.
Bir duvar gibi… bir mezar taşı gibi…
Ve kendi kendime soruyorum:
“Ne oldu Kenan? Nerede kırıldın?”
Her şey küçük bir susuşla başladı.
Bir “önemli değil” deyişimle…
Bir “boş ver” diyerek geçiştirmemle…
Ama içimden bir şeyler hep koptu o anlarda.
Çünkü gerçekten hiçbiri önemsiz değildi.
Ben sadece önemsenmedim.
Yoruldum…
Yoruldum güçlü görünmekten.
Yoruldum gülümseyip içimde ağlamaktan.
Yoruldum insanlara “iyiyim” demekten.
Ben iyi değilim.
Hiçbir zaman da tam anlamıyla olamadım.
Çünkü bu hayat, bana “iyi” olmayı öğretmedi.
Bu hayat bana,
acıya alışmayı, ihaneti sindirmeyi, yalnızlığı sevmeyi öğretti.
Ben bir insandım…
Sıcacık hayalleri olan bir adamdım.
Ama zamanla herkes gibi değil,
herkesin unuttuğu gibi kırıldım.
Bana kimse yüksek sesle bağırmadı,
ama ben sessizce parçalandım.
Düşenin elinden tuttum,
güldüm, umut verdim,
kendi içimde fırtına koparken bile
bir başkasının yağmuruna şemsiye oldum.
Ama benim yağmurumda kimse şemsiye açmadı.
Ben kendi sağanaklarımda yürümeyi öğrendim.
Ama her ıslanmada biraz daha üşüdüm.
İçim buz tuttu…
Artık kimse ısıtamıyor.
Emin ol,
şu kafama sıksam ve bilsem ki cezam yok,
inan hiç düşünmem.
Çünkü yaşamak, bazen ölümden daha ağır.
Ve ben bu hayatı,
omzuma yüklenen binlerce suskunlukla sırtımda taşıyorum.
Kimsenin duymadığı bir çığlık gibiyim.
Yüzümde tebessüm var,
ama içimde mezarlık…
Yitirdiğim hayaller gömülü orada,
ihanete uğradığım dostluklar,
sevgisine aldandığım insanlar…
Hayat…
Bana biraz huzur ver artık.
Çek üzerimden şu sahte insanları.
Yalancılarını, dolandırıcılarını,
menfaat peşinde koşan maskelileri,
namus ve şeref yoksunlarını çıkar yolumdan.
Ben kimseye kötülük etmedim.
Etmediğim halde neden hep ben yandım?
Neden hep ben ağladım?
Neden her “iyi ki varsın” diyen,
sonunda “iyi ki yok oldun” dedirtti bana?
İçimde öyle büyük boşluklar var ki…
Kimse dolduramaz artık.
Çünkü o boşluklar,
insanların susarken söyledikleriyle,
ve konuşurken unuttuklarıyla oluştu.
Ben artık kendime bile yabancıyım.
Aynaya baktığımda tanıyamıyorum bu yüzü.
Bu çizgiler, yaş değil…
Her biri bir hayal kırıklığının izi.
Ve bu gözler,
çok gülmüş gibi duran ama aslında
çok ağlamış gözler.
Artık korkmuyorum ölmekten…
Çünkü yaşamayı zaten yavaş yavaş kaybettim.
Her sabah biraz daha az yaşıyorum.
Her gece biraz daha yok oluyorum.
Ve her insan, içimden biraz daha parça koparıyor.
Ben böyle olmayı istemedim.
Ben hayata aşkla bakan,
insanlara inanan,
sevgiye tutunan biriydim.
Ama bu dünya beni değiştirdi.
Ve şimdi, içimde hâlâ temiz kalabilmiş ne kaldıysa
onun da ölmesini istemiyorum.
Yalnızım.
Hem de insanlarla çevriliyken bile…
Kalabalıklar içinde bile
yapayanlızım.
Çünkü anlayan yok.
Çünkü dinleyen yok.
Çünkü gerçekten seven yok.
Beni paramparça eden hayat…
Ne olur biraz huzur ver bana.
Ya sabırla sınama artık,
ya da beni kendimden kurtar.
Bu dünyada herkes birini suçlar,
ben sadece kendimi…
Çünkü ne yaşadıysam,
“iyi niyetim” yüzünden yaşadım.
En büyük düşmanım,
dünyaya hala temiz gözle bakan kalbim oldu.
Artık ne affedecek gücüm kaldı,
ne sevecek cesaretim.
Beni ben yapan ne varsa
yavaş yavaş öldü içimde.
Ve şimdi
sessizce bitmesini bekliyorum bu hayatın.
©üstadkenan