Dalgın bi seher vakti
Çam kokularının başıboş duygularıyla
Buğulu gözlerle bakmak, çalkantılı bir safire
Renk körü olması mani olmasa da
Umut yok, olmamalı bilmişliğiyle
Nadasa bırakılmış duygular gibi sinsi bir gece
Kül olan hislere bürünmüş
Sarkan dut yaprağı
Safranda olmayan göz
Kafi gelen çoban çevgeni
Hissiyatı olmayan bir heykel iken
Bakmaktan ne gelir kırmızı zümrüt'e ?
İster mi acaba iki gözün görmediğini kalp ?
Bakar mı ruhunun içindeki akista'ya ?
Boran varken ne düşünür ?
Koku duymayan birinin ne işi olur Nergis'le ?
Ne vadi zambağı ne karanfil
Menekşedir onun tek terekesi
Sahiptir ona
Mahfaza eder kalbinde
Erbain kadar şık ve asil olmalı duygu
Çiçekler donacak, gün düşecek
Yakarış edecek güneş ve bulutlar
Kar düşecek yere, bir kar tanesi
Teslim edecek ruhunu altı boş asfalta
Ağırlaştıracak içindeki vadiyi
Ama korkacakta çabuk kirlenmekten
Mütevazılığı bilmiyor, tevazuyu hiç tanımıyor
Lütufları saymakla bitmeyecek
Övüyor kendisini
Kaybolmuş benlikler içinde gibi
Hepsinde farklı kader, farklı yazgı
Dudakların ucundaki bulutlar gibi
Kirpik altında kalan bilye gözler
Saçlardan dökülen bir şelale misali
Almış gibi eline istenmeyen bir mektup
Son çalan beste
Hayatın sana elveda derkenki tebessümü
Yarın değil, bugün
Kalsın yanımda paslı şişeler, tenekeler
İstemez miyim sahi ince kağıtları ?
Boş bir vekalet belgesi
İstenmeyen bir yola düşüş
Dönüştürsün beni Vikanyadan pamuğa
Kaldırımda kalan bir taş gibi başıboş
Cama fırlatılan hırçın güruh
Bazen ise
Meraklı ellerde; sakin, serin, berrak sularda
Veya kalmak parmakta güvence
Sırtın sefaya yaslanması esnası dile gelecek
Dur! Muhatapım sensin
O sırada dinginlikle süre gelir dünya
Adalet istemeyen başıboş serseri
Poz keser, koç gibi
Sanar gönlünü zengin
Oysa bilmez bakışlarının edası
Sahip olduğu şey; gökyüzü ve arş ve yıldızlar
Uçsuz bucaksız bir heves
Boğazda düğümlenen son kelam
İçınde kilitli kaçışı olmayan bir kodes
©kuğu
K