Gitgide günler birbirlerine benzemeye başladı buralarda
Her gün aynı terane baş gösteriyor.
Yapraklar istemeden süzülüyor göklerde, kediler sokaklarda tiril tiril titremekten alamıyorlar kendilerini bir kış günü.
Haşyetten geceler âmâ bir insan gibi ses çıkaramaz oluyorlar.
Gırla yıldız boca ediliyor avucumun tam ortasına.
Krizantemler larpadak yerleri öpüyor bir bir lobutlar gibi
Hurma ağaçları hurma vermekten yorulmuş olmalı ki, dünyaya hüzün salgılıyor katar katar.
Bulvarlar güllerden koparılıp, zakkum ağaçlarına terfiye ediyorlar.
Petrol kaplı asfaltlar "Gayya" kuyusuna dönüşüyor gözlerimde.
Her adım sıcak , yakıcı ve ağrıtıcı..
Aklımı kaybedecek olmalıyım ki, tüm sinagog'larda dört rekat namaza duruyorum.
İsmi, cismi bilinmeyen bir papazın arkasında ellerimi açarak seni istiyorum Allah'tan...
Ve kırçıl bir sancıyla ilerliyorum menzilime ufak ufak.
Gördüğüm o ki, hüznümdem deforme edilmiş bir şehri andırmaktayım.
Bu şehirde kendime uygun lisan ve mütercim gözlemekteyim.
Galiba tek lisanım, dilinden dökülen kelamlar olsa gerek.
Ve sen bir sözcük yahut bir harf sarfetsen çehreme karşı, en uzak coğrafyanın dahi zekatını vermiş oluyorum.
Bütün yoksullar muaf kalıyor evrenin acımasız kurallarından.
Yalnız bir sözcükle kahramanı oluyorsun metal kaplı "fuad" ların.
Tebessüm ettiğini düşünemiyorum, o vakit yüz doksan beş ülkede savaşların sonu demektir.
Günümüzde ki çağları kapatıp, yeni çağlar açmanın kestirme yoludur bir nevi.
Çocuk yurtlarındaki sabilerin, hastahanelerde ki derttaşların, parklardaki hayvanların, ve gönlü bucak bucak kırılan mahlukatların, evi yurdu, devası oluyorsun anbean...
©1silahsor
1