Hücremin dört duvarı arasında yankılanır,
Sessizliğin çığlıklarını haykırıyorum.
Yalnızlık, bir gölge gibi sarar bedenimi,
Duvarlar, acılarımı dinleyen yoldaşlarım.
Her gün biraz daha daralır bu dört duvar,
Özgürlüğün hayali uzak bir yıldız gibi.
Acılar, zincirler gibi dolanır kalbime,
Her nefeste, her gözyaşında yankılanır.
Demir parmaklıklar ardında, zaman bir mahkum,
Dakikalar saatlere, saatler yıllara döner.
Bir ömür boyu sürecekmiş gibi gelen,
Bu zindan hayatı, içimde sessizce büyür.
Geceleri ay ışığı vurduğunda pencereme,
Hatıralar canlanır, birer yıldız gibi.
Bir zamanlar özgürce yürüdüğüm sokaklar,
Şimdi birer hayal, geçmişin gölgeleri.
Duvarlar, sessiz tanıklarıdır fısıldarımın,
Acılarımı dinler, dertlerime ortak olurlar.
Onlara anlatırım, geçmişin hüzün dolu hikayelerini,
Özlemlerimle yoğrulmuş anılarımı paylaşırım.
Kalbimde yankılanır sevdanın yankısı,
Bir zamanlar aşkla dolu olan bu gönül,
Şimdi hapis, zincirlere vurulmuş bir kuş gibi,
Kanat çırpar hayallere, umuda dair bir umutla.
Her gece uyurken dua ederim yıldızlara,
Bir gün bu duvarların ötesine geçmek için.
Özgürlüğün sıcak nefesini tekrar hissetmek,
Ve sevdiklerime kavuşmak için beklerim sabırla.
Bu zindan, bir son değil, belki de bir başlangıç,
Bir gün, özgürlüğün ışığıyla aydınlanacak.
O güne dek, sessizliğin çığlıkları arasında,
Acılarım ve umutlarımla direnmeye devam edeceğim.
©hasanbey.
H