_____________________________
Küçükken bana en anlaşılmaz gelen,
bebeklerin nasıl yapıldığı değil..
neden yapıldığıydı..?
Büyüdüm ve değişen tek şey
sorguladıklarımın dahada
karmaşıklaşması:
Başı töre belasına düştüğü için okulu
bırakmak zorunda kalan yedi'nci, sınıf
öğrencisi..
Kocası belki kendisini boşamaz
umuduyla hamile kalan komşu KADIN.
Mendil satıp annesine bakmak zorunda
olan küçük Ahmet..
Bunlar zihnimi daha çok yorup
bu çocukların neden dünyaya
geldiğinin düşüncesini tetikliyor..
Uzaylılar dünyaya inselerdi şayet,
araştıracakları ilk konu bu olurdu..
Bu çocukların bir çoğunun kazara
veya bir gecelik içki Şehvetinin
tohumları olduğu ortaya çıkardı..
Aslında uzaylılarda çok sağlıklı
sayılmazdı...
insan insanın ırkına saygı duymazken
Uzaylılar halihazırda bizi kayırmazdı..
Teoride federal bir dünya pratiğe
döktüğümüzde komünizm baş kaldırıyor,
bunun Kanıtı varolan diğer canlılar.
Vetüs çağında yaşıyoruz gibi tasmalarda
sirklerde kobay olarak laboratuvar'da
kibarlaştırılmış tabiriyle Zooloji terimi.. Şimdi bunları düşününce,
Türk dil kurumundaki ucube kelimesinin
biz insan'cıklar için yazıldığını
Tasdikliyorum..
Gerçek Şu ki ben bu düşünceler
yüzünden hiçbir zaman çocuk olamadım,
Doğduğum gün "Rab" kader çizgime
sınav yükleme günündeymiş,
bu muhteşem fiziksel kombinasyona
birde diğer tabloyu eklemiş olmalı..
içinde doğduğum Aile ortamı..
Küçük çocuklar kendilerini hep çizgi film
karakterlerine benzetirler bilirsiniz,
kafalarına piyano düşecek olsa
kendilerini kaldırımdan kazıyıp yollarına
devam edeceklerini zannederler..
Ben birkez olsun böyle birşeye
inanmadım...
Ölüm her akşam bizimle yemek
masasına oturup beynime tümörü
ismarlarken nasıl inanabilirdimki...?
Zaten tümör olmasada üç maymunu
oynayan ırkımın zulme sessizliği
sonumun sebebi olacak..
İçime bir yumruk gibi oturan
bu duygu herşeyin yolunda
gitmediğinin kesin kanıtıydı..
Bizim evde normal kavramı yatağa
küçük gelen bir yorgana benzer,
bazen gayet güzel örtünürsünüz
ve bazen de açıkta kalır üşürsünüz..
Şuan otuz bir yaşındayım
ve otuz iki'ye saliseler var..
Ne yazık ki ben hala o yorganın
hangi tarafına denk geleceğimi
bilmiyorum..
kafamın altındaki yastığı kabartıyorum..
zihnime eş değer hayali olduğu ıddia
edilen Sokrates belgesi karşımda..
Herşeyi sorguladığım gibi bunuda merak
ediyorum..
olurda bu gece Sualist düşünceler ile
ölürsem en azından neyi kaçırdığımı
bilerek gideyim bari...
___________________________________
©sualistt
S