Nasibin neyse, payını alacaksın,
Her bir tohumunu zamanında ekeceksin.
Dünya, upuzun bir halı misali,
Üzerinde yürüyen kim bilir ne yükler taşır.
Tohumu attığında, hangisi iyidir, hangisi kötü,
Bilmek zor, belki hepsi birer sır,
Ama sen, bu devr-i âlemde bir yolcuyken,
Ardında bir açık kapı bırakacaksın, bu kesin.
Gidip de kapılar kapanmaz,
Dünya dönmeye devam eder, sessizce.
Kâinatın nizamı yerli yerinde durur,
Ama zamanla her şey erozyona uğrar, çözülür.
Devr-i âlem, devrini tamamlar,
Her bir cins, bir döngü içinde varlığını sürdürür.
Nesil kesilmez, aksine, durmadan devreder,
Yaratılan her şey, bir zincir gibi, ardı ardına eklenir.
Bir insan göçüp gittiğinde bu dünyadan,
Denizde boğulmak üzere olan birini andırır.
Bekler bir el, onu kurtaracak,
Yetişen bir el varsa, kurtuluş mümkündür ancak.
İnsan giderken geride bir dua,
Bir hayır, bir hatim bıraksın,
Hayırseverlik yapsın ki,
Ona dua edecek, arkasından rahmet okuyacak nesli olsun.
Zürriyeti devr-i daim yapmalı,
Bir nesil bitip, bir diğeri başlamalı,
İnsanlık böylece devam etmeli,
Bu dünya yolculuğu hiç bitmemeli.
O tohumlar yeşerip ağaç olacak,
O ağaçlar gökyüzüne yükselip meyve verecek.
Bu devr-i âlemde hiçbir şey sonsuz değil,
Ama insanın bıraktığı iz, nesilden nesile aktarılacak.
İşte, sen de bu dünyada yürüyüp giderken,
Ardında bir hikaye, bir miras bırak.
Devr-i nesil böyle devam etsin,
İnsanlar gelsin, insanlar gitsin, ama insanlık sürsün.
©hasanbey.
H