Diğerkâm, yalnızca bir isim değil, bir duruşun, bir ahlakın ve bir sevdanın özetidir. Başkasını kendine tercih eden, kendi mutluluğunu başkasının huzurunda bulan bir gönül eri...
Farsça kökenleriyle, "başkayı seven" anlamına gelir; ancak bu sevgi, bir şahsa değil, bir insanlık hâline duyulan şefkatin simgesidir. Diğerkâm, kendine düşeni, başkasına fazlasıyla düşene dönüştürür. Açlıkta doyuran, kederde teselli eden, fazlasında gözü olmayan bir ruh güzelliği...
Başkası dardayken, kendi darını unutan; kendi payını eksiltip, başkasının payını çoğaltan bir yürek büyüklüğüdür. Diğerkâm, insan olmanın en derin, en saf, en unutulmuş yanını hatırlatan bir çağrıdır. Bencilliğin dikenlerine karşı, fedakârlığın gül bahçesidir.
Diğerkâm, Yunus’un dilinden, “Ete kemiğe bürünmüş, insan suretinde görünmüş” merhametin adıdır. Mevlânâ’nın “Hamdım, piştim, yandım” dediği aşkın, başkası için yanma hâlidir.
Sözünün yankısı, evrenin en derin köşelerinde bile duyulacak kadar gürdür:
"Ben bana yeterim deme; sen, sen olmazsan ben kimim ki?"...
©barbarsbey
B