DİRİLİŞ...
Bir yaprak düşse kalbimin dar eşiğine
Koptu sanırım kıyamet, ürperir tenim
Ey sığındığım, ey beni benden iyi bilen
Sana getirecek hiçbirşeyim yok önüne
Avcumda yalnız bu kırık, bu dökük kendim
Sessizce çekilir sular içimde ki vadilerden
Geriye kırık dallar kalır ve bu dumanlı sızı
Taşıyamam dizlerim bükülür, şehir yorulur
Saatler ki bir gün en son sabaha kurulur
Gökyüzü omuzlarımda koca bir çarşı
Gün doğar, gece yenilir, hakikât uyanır
Kırılır üzerimde ki o tozlu demir sürgü
Bir nisan yağmuru gibi arınır ruhum
Gökyüzü hala orada mavi ve tertemiz
Her secde de kurulur o muazzam köprü
Gecenin en koyu, en dilsiz yerinde muştu
Ey kalbini yük gibi taşıyan kadim derinlik
Dökülür zamanın alçıdan yapılmış putu
Gözlerinde sönmeyen o kutsal kandil
Alnında dua rüzgarının getirdiği serinlik
H