Alem-i serâbın gafil mecnunu
Olup da çöllere düşme divâne
Leylanın varlığı bilki efsunu
Bir hayal peşinden koşma divâne
Var bu aşk yolunda cânanı ara
Aramadan olmaz derdine çare
Kumu yak çölü yak ol pare pare
Ben’ den sıyrılmadan pişme divâne
Ene diyen nefis kaldı eğlendi
Ente diyen nefis âşk’la nurlandı
Dünya seven ukbâ’sında horlandı
Düçâr olda Hâkk’tan şâşma divâne
Yaya degil ceset tay’a konuldu
Tay’ın dizginleri kula verildi
Yola revân olan yiğit sayıldı
Irade’i cüz-i den aşma divâne
Yolunu yol kılan Zât-ı SUBHAN’İ
Aşk’ını âşk eden lûtfu İLÂHİ
Sıfat-ı subûti tuttu eflâki
Seyrin bundan daha hoşmu divâne
Ibadetin emiri tefekkür herdem
Mütefekkir nefise sunuldu erdem
Deki Hâkk’la doldu cân da her zerrem
Bu gönül dolumu boşmu divâne
Giriftâr olana ÂŞK belâ verir
Bu cefâ aşığa hem şifâ verir
Şah damar dedigin yerinde durur
Ya bu ruh dediğin kuşmu divâne
Kal’u belâ denir bezm-i elestte
Gönül Hâkk elinde cansa kafeste
Aç koyma gönlünü gel bu kümeste
Bu âşk’ı öğüten dişmi divâne
Nihâi kendine tevhid öğütle
Hamurunu yoğur aşkla ağıtla
Fermân ne dilledir ne de kağıtla
Beyân gönle ağır işmi divâne
Murat Çakıroğlu
©şair_nihai
Ş