Doğanın kollarında, serin bir rüzgar,
Ağaçların fısıldadığı, eski bir sır var.
Toprağın derinlerine, kökler uzanır,
İnsanın doğası, doğayla barışır.
Bir çiçek açarken, umutla dolup taşar,
Gözlerimizde ki deniz, derin bir hasar.
Kimi zaman sevgiyle, kimi zaman nefretle,
İnsanın doğası, karmaşık bir hikaye.
Güneş doğarken ufukta, yeni bir gün başlar,
Kuşların şarkısında, özgürlük yaşar.
Ama unutma ki, doğa da bir yansıma,
İnsanın doğası, içindeki yangına.
Yağmur düştüğünde, toprak canlanır,
İçimizdeki fırtına, ne zaman dinlenir?
Her bir yaprak, her bir dal,
İnsanın doğası, doğanın yansımasıdır
Ama bir zaman geldi, karanlık bir el uzandı,
Ağaçlar kesildi, nehirler kurudu,
Çiçekler soldu, kuşlar göçtü,
İnsanın doğası, acı bir yolculuğa düştü.
Beton duvarlar yükseldi, gökyüzünü kapladı,
Doğanın sesi, gürültü de kayboldu.
Kirlilik sardı her yanı, nefes almak zor,
İnsanın doğası, bencilliği ile kaplandı.
Küller içinde kayboldu, eski ormanlar,
Hayvanlar kaçtı, yuvalarından uzak.
Bir zamanlar cennet olan bu topraklar,
İnsanın doğasıyla, yıkıma uğradı, ah!
Suyun akışında, bir hüzün gizli,
Her damla, kaybettiğimiz bir sevgi.
İnsanın doğası, unuttu gidişatı,
Doğa fısıldar, "Benim de bir canım var."
Ama belki bir umut, yeniden doğar,
Doğa affeder mi, bilinmez yarınlar.
İnsanın doğası, değişebilir belki,
Ellerini uzatırsa, küçük çocuklar.
©omertuzun
O