Daha fazla karışmalıyım toza, toprağa... Çamura bulanmalıyım yağan yağmurda... Kavak ağaçlarının yeşil yapraklarına dokunmalı ellerim, daha fazla...
Asfalt yollardan uzaklaşmalıyım gidebildiğim kadar daha uzağa. Temiz hava çekmeliyim zatürre olmuş ciğerlerime... Ölmeyeceksin oğlum, demeliyim kendime. Teselli etmeliyim, lanet teselliler işte tek bildiğimiz.
Mavi bulutlar saklı gökyüzü. Küllenmiş yanan ateşler, kamplar dağılmış, gitmiş sevenler. Doğa kutsal evlat. Kış, kar, beyaz örtü gelinlik, değil asla kıyamet... Karışmalıyım kan çiçeklerinin köklerine...
Göl kenarında bağlı sandallardan kaçırıp birini gitmeliyim en uzağa... Ay bilmeli yerimi, hilal olup saklamalı beni. Doğa beni sarmalı, ben de doğaya emanet etmeliyim kendimi.
Ruhuma huzur, ömrüme bereket olsun hayat. Çalsın dursun kam davulları. Yeni doğacak baharlar için nadasa bırakayım kendimi...
Anadolu’da.
©uğurünver
U