Dudağımda duruyor o ilk busenin izi,
Hüznümüz kısa film, mutluluğumuz dizi.
Öğrendik artık bizi, bildik birbirimizi.
Hala ilk gün ki gibi, sımsıcak yakışların.
“Ben seninle sen oldum”, sen canımda canımsın;
Hayatta ki gayemsin, damarım da kanımsın.
Sabah üzre tanımsın, yegâne kadınımsın;
Kutuptaki Afrika’m, üşütmez ki kışların.
Everest aşka timsal, yüzün meleğe misal,
Olsa da arzum visal, günah aşk için yasal,
Sevgim Rabbime irsal, ayrılacağın masal,
Unutma ki gönlümden kapalı çıkışların.
Gecenin zifirini gündüz eder gözlerin.
Üstümde ki çaputu sündüz eder gözlerin.
Bir bakınca dağları dümdüz eder gözlerin.
Sinirlenip bakınca, şimşektir çakışların.
İnsan nasıl muhtaçsa, aşa, ekmeğe, suya.
Bende öyle muhtacım, hep sesini duymaya.
Yeniden bestelesin git söyle “Akarsu’ya”;
Ömrünce eksik olsun “Gözlerin ”de yaşların
Gönlüm aşka tok oldu, tüm üzüntüm yok oldu.
Bin kere âşık olsam, diyemem ki çok oldu.
Ta kalbime saplandı, sanki altın ok oldu.
“Oğuz Kağan” yayı mı, hilalvari kaşların?
Çocuklar da sen gibi tatlı olsun Birtanem.
Düğün pastamız dokuz katlı olsun Birtanem.
Ve bugün “Doğum Günün”, kutlu olsun Birtanem.
Ömrünce benle olsun, hep yirmili yaşların.
03.12.2018
©ruhadam
R