H

Dömek'lerde Zamsn

DÖMEKLERDE ZAMAN
Eskiden senenin altı ayı dömeklerde geçerdi.
Ekin salısı olduğunda, ekinler alınınca göçerdik.
Kasım ayına kadar yani kar düşünce oradan ayrılırdık.
En uzun zaman da ekin salısı olduğu zamandı.
Bu zaman zarfında yaz işlerini orda işlerdik.
Ekinlerimizin çoğu oradaydı zaten.
Diğer yerlerdekine de buradan gelir giderdik.
Günü birlik Guren'lerdeki tarlalarımızada
da gelip giderdik.
Hemen hemen armutlu mahallesinin yarısı dömeklerdeydi.
Başta biz, bizim zaten damımız vardı.
İki odalı, çatısıda oturulacak şekilde örtülüydü.
Bir odasında at ve eşekler kalırdı.
Harman yerinin altında Gocalların Gülsüm Bılla kalırdı.
Onun yanında Arap Salıf Dayı göçerdi.
Onun yanına Gocalların Osman Dayı gelirdi.
Onun yanına yine Gocalların Bekir Dayı göçerdi.
Yukarımızda Aşana Nene göçerdi.
Sağımıza Gocalların Omaralı Dayı göçerdi.
Daha ilerisine Arap Şevket ve Ümmü Yenge göçerdi.
Aşşağı Dömekte Tıngırların Ali ve İsmail Dayı vardı.
İlk zamanlar yaz kış orada olan babaları Mustafa Dayı tepedeydi.
Tıngırların karşısında Gocalların Ali Dayı vardı.
Diğer karşısında Gök Mehmet Mustafa Dayı vardı.
Tıngırların üstüne Sarı Sadık Dayı gelirdi.
Kenarına Sarı Süleyman Dayı göçerdi.
Karakayanın yanına Hamis Dayı gelirdi.
Zaten onunda iki katlı damı vardı.
Onun altına Hasanca Dede göçerdi.
Bükte Hamis Ömer Dayı vardı.
Covurun Kırıklığının altında Kuşbaş Mehmet Dede vardı.
Onun ötesinde Koca Halil Dayı vardı.
Daha hatırlamadığım birçok insan gelirdi.
Karellerin Dömeğinde kardeşcek Kareliler vardı.
Yine oralarda Hebiller'den birileri olurdu.
Kahveciler Dömeğinde Kahveci Osman Dayı olurdu.
KaragulaKlar Dömeğinde Kel Amat ve Karagulaklar olurdu.
Karaveliler Dömeğinde Veli Dayı olurdu.
Boyacı düzü, Hakkılar, suyun gözüne kadar insan olurdu.
Yukarı otlaklarda da zaten davar çobanlar vardı.
Bizim dam ve etrafındakiler tarhanasını bulgurunu sırayla kaynatıyorlardı.
Evler dama girince, birer hafta arayla tarna kararlardı.
Biz tarna kaynatılacağını duyunca başladık hazırlığa iki üç hafta evvelden çatal kaşık düzerdik.
Çatallar kaşıklar çöğür armudundan olurdu.
Herkes sıra ile tarna karınca çatallarla yerdik.
Bu bayağı sürerdi.
Arkasından bulgur mevsimi gelirdi.
Bulgur kaynatıldığı zaman ceviz ayarlardık.
Sırayla kaynatıldığı için hemen hemen hergün yerdik.
Dömekler unutmak çok zor.
Ağır ağır arkasında bir kucak odunla anam gelirdi.
Onun arkasındada köpeğimiz Kancık gelirdi.
Kancıktan önce Karaman diye bir köpeğimiz vardı.
Birinde bir kadın anamla fazla laf edince, Eyüp abimin elinden kurtulan Karaman kadını ısırdı.
Onun ayağına sıcak bulgur sarıp gönderdik.
Kancık çok sadık bir dosttu.
Arap Şevket Dayı davar güderdi büklerde.
Oradan yatağına gelirken Güney denen mevkide, bağırırdı Ümmü Yengeye:"Ümmüüü davarın önüne geeeç" diye. Oda önüne geçerdi yataklarına götürürdü.
Tıngırlar ve Gocalların Ali Dayı aşağıda davar güderdi.
Sarı Sadık ve Süleyman Sayı koyun otlatırdı.
Hamis Ömer büklerde koyun otlatırdı bizim gibi.
Yazları Coğurun Kırıklığına Çingeneler göçerdi.
Çeşit çeşit sele sepet örerlerdi.
Küçükken Şevket Dayı geçerken davarıyla onun önüne geçerdim birini bana ver diye.
Oda kırmazdı birini tutardı bana.
Ben davar uzaklaşıncaya kadar tutabilirdim keçiyi.
Davar uzaklaşınca keçi beni yıkar davara ulaştırdı.
Dömekler de samimiyet dostluk başkaydı.
Benim hatıralarıma böyle kayıt düşmüştü.
Şimdi bu insanların çoğu rahmetlik oldu.
Allah hepsinede Rahmet Eylesin.
Hepsinide Cennetle müjdelesin.
Bekir Hasyavuz
©hasyavuz