Dünya, müminin zindanı, kafirin cennetidir. Her çekilen eziyetin mükafatı ahiretin cennetinedir. Bu olup bitenler kıyametin habercisidir, hepsi kıyametin alametidir. 1400 yıl evvel, bu olacaklardan Peygamber Efendimiz haber vermişti. Biz Müslümanız diyoruz, ama Müslüman gibi yaşamıyoruz. Ki kâfirlerin yaşayış tarzında hiçbir farkımız kalmamış. Hatta en büyük yalan bizde: hile, sahtekarlık, dolandırıcılık, namussuzluk, kul hakkı yemek, vesaire, vesaire. Kâfir her istediğini yapar, hayatını cennet edercesine yaşar, dünyasını cennet gibi yapar. Allah da verir, çünkü ahiret onların cehennemi olacak. Müminler, saitler, salihlerin dünyadaki sıkıntıları, acıları, gözyaşları, ahiretteki yerleri Allah'ın izniyle cennet olacaktır, inşaAllah. Ama kıyamete kadar Ebû Cehillerle ve Ebû Bekir es-Sıddık (r.a)'ların İslam için mücadeleleri devam edecek. Muhammed (s.a.v) ümmeti, askerleri, orduları canlarını malını Allah (c.c.) ve Peygamber Efendimizin yolunda şehadete koşar gibi verir ve cihat ederlerse, muhakkak Allah'ın orduları da yanlarında olacak. Geçmişte olduğu gibi kâfir milletler hep birbirinin yardımcısıdır. Yahudilerin en fakirleri kuyumcudur, aralarında fakir bırakmazlar. Asırlardan beri İslam'a olan düşmanlıklarından dolayı harıl harıl çalıştılar. Parayla birçok kişi yerleri satın aldılar. Takı adaletin simgesi olan devleti Osmanlı'yı yıktıktan sonra, kâfirin zulmü dünyanın dört bir yanına yayıldı. İçi boşaltılmış müslüman imansız kalınca zalimlerin elinde serçe gibi titremeye başladı, çünkü düşmana korkuyu salan kulun imanıdır. İmansız kalırsa müslümanlar, suyun üstündeki çerçöpten farksız kalır. Bütün meziyetlerini yetirir. Şayet biz Çanakkale Savaşı'nda bulunsaydık, Allah muhafaza, belki de dinden çıkardık. Allah'ın yardımı nerede derdik? Neden hep biz mağlubiyete uğruyoruz derdik? Oysa Allah (c.c.) yardımı daima iman edenlerle beraberdi.
©doğukan01
H