O

Dünyada bir yerde

Fani iken sonsuzu bir kere tatmak için
Kumun üzerinde bir iz bırakmak için
Çırpındım bir müddet, çabam nafile
Gelemezdi kelimeler gayipten dile
Keşfetmenin kıvancında huzur bulamadım
Yükseldikçe mertebelerde keyif ile kalamadım
Hangi kapıyı açsam bir kapı daha çıktı
Yoruldu hevesim oyun oynamaktan bıktı
Dönüp dolaşıp hep bildiğime vardım
Doğduğum için beşik öldüğümden mezardım
Pusulam yönünü yönsüzlükte buldu
Önceden eş arayan yüreğim şimdi duldu
Olimposta tanrılar yakamaz iken bir meşale
Soramazdım bende nasıl geldik bu hale
Dedim sen zavallı hüküm sürmekten uzak
Yalnızca aç gözlerini fırsatın olduğunca bak
Sahnede hep aynı gösteri bilet ise bir adet
Fikirler çarpışıyor her taraf kan kemik ve et
Kim tutuyor birinin ötekine olan borcunu?
Kimise ise başında gururla taşıyor tacını
Söylenen ile yapılan bir türlü uyamıyor
yabancı aklım bunda bir mantık bulamıyor
Hayretle izliyorum kendisinden kaçanları
Cebine bakmayıp başkasına avuç açanları
Vicdanın muhasebecisi suçluyor başkasını
Eli olan doldurmaktan geri kalmıyor şapkasını
Kalem ile kağıttan bin çeşit palavra damıtıyor.
Bu cılız ses ile acep hangi sağıra anlatıyor?
Yer içer öğütür, bir es veripte dinler mi onlar?
Kuyruğuna basmadıkça boş yere inler mi onlar?
Lafı güzaf biz söyleyelim yerlerde sürünsün.
Yankı bulmadıkça sesim sukunete bürünsün
Değirmen kendini döndürse dersin ne ala
Sok kafanı deliğine bu sıfatlar mübağala
Düşmüş olan dünyayı mülküdür telaşı herkesin
İşte ölüp gideceğiz ne öncesi ne sonrası kesin
Tekerrürden korkup bir başka tekerrürde
Her aklı evvel bir vakit yükünü çeker sürürde
Ne şekil alacaksa hamur elimizde şimdileyin
Paylaşmak isterseniz utanmadan söyleyin
Bunca mağrurluk bir sel olup taşmayacak
Vazgeçmeyin olsada sesiniz hiç ulaşmayacak
Biz biz için varız başka türlü soyutlama abes
Dudak değebilir ancak ulaşabiliyorsa nefes
Nashiyetime riayet kimseye rüştünü sağlamaz
Dilimden düşen bir an olsun cismimi bağlamaz
Şimdi nizamdan öte başka alemin kapılarındayız
Haz zerreciklerini havalandırır içimizde hız
Ya paylaşıp büyürüz aykırı masallar içinde
Ya kaybolup gideriz az biraz farklı olan bir tinde
Lüzumsuz olanı muzipçe dillendiren biziz
O sıradanlaşmada kendini var eden giziz
Zamanla kendisi için savaştık tahta kılıçlarla
Şimdi hikayemiz baharı bekleyen ekili bir tarla
Küçülüp kaybolsakta yaşayanın mateminde
Yeniden doğacağız gözyaşlarının neminde
Ölemeyiz henüz kalem bekliyor elimizde
Tomurcuklar bitecek görünmüyor dilimizde
Boşlukta süzülenleri birbirine bağlayacağız
Kendimize yer bulamayıp için için ağlayacağız
Nihayetinde asil olanı bir beklenti gölgeler
Bu yüzden boşlukta manalı olabilir hikayeler
Sokaklara düşüp hayata ait olunca sesin
O gün soracağım aklımda olan bu sen misin?
Kendi adımlarıyla gelen kimse benim olamaz
Aklı olanın kimse samimiyetinden emin olamaz
Sonundasın şüpheyle karışık bir özlemin
Eşiklerinde dolaşıp girmedin binlerce gecemin
Masumiyetle sarılı uykuda kaldın kundakta
Susuzlukta özlenen su sabit duran bir bardakta
Bu alemde seninle görülecek bir işim yok
Yeni doğmuş bir bebek gibiyim geçmişim yok
Zikirlerden uzak dünyada öylesine bir yerdeyim
Çok merak ediyorsan bu tekinsiz gölgelerdeyim
©opapa