Hadi şimdi bir taş atalım şu dünyanın camına.
Hadi bir an olsun durup bekleyelim, kaçmayalım.
Yüzleşelim ne varsa içimizde sancıyan.
Söylesin bize kendisinin kac bucak olduğunu.
Söylesin ki bilelim kiminle kavgaya tutuştuğumuzu.
Gördüm dünyayı.
Kış günü açmış tezgahını buz satıyordu.
Anladım ki alişveriş edilmez onunla.
Bildim dünyayı.
Sırtında onlarca yük üç kuruş için helalinden debelenirken bir hamal;
Aşağılık bir tokat vurduruyordu onun yüzüne ansızın
alçak bir kul eliyle.
Geçtim dünyayı.
Tüm haritalardan arınıp baktım yüzüne.
Gülümsüyordu hem mahsun hem mağrurca.
Meğer aldırış etmemekmiş yaşamak;
onun bu hallerine.
©afırat
A