Sana dünyayı soracağım,
Bu nasıl bir dünya anne ?
Nereye doğdum ben ,hani nerede dünya?
Ağlamaktan haklıymış tertemiz gözlerim
Yaşamak, nefes almak burada bir hülya.
Kumaşı renkli isterken insanlar,
Derilerde niye tek renk istiyor?
Dilim her yerde aynı değil mi?
Her akşamda ninni istemiyor mu kulaklarım
Her sabah kan değil de
zehir mi taşıyor damarlarım?
Benim emdiğim süt de beyaz,
Ama ekmeğim niye kanlı anne?
Bak terim şeffaf, gözyaşım şeffaf
Ömrüm herkes gibi belli bir zamanlı anne.
Bu çok ağır ama; bununla oynayamam ben,
Kocaman bir demir parçası attı bunu,
Ben biraz güleyim istedim, kucağıma aldım
Ama..
Dokundukça cehennem gibi yanıyor ten.
Şu yuvarlak ayaklılar çok acıkmış,
Yiyip yuttu herşeyi.
Çimenlerde biraz koyunlar yesin ne olacak!
Hep soğuk ve acı tütmez ya,
Birgün de sıcacık yansın çadırımdaki ocak.
Oradaki çocuklar da ağlıyor gördüm,
Benim babam yok ağlıyorum,
Onların babası var;
yoksa
Aslında yok da var gibi mi duruyor anne?
Ekmekleri var;
Hamuru gri,
Mayası ruhsuz,
Kokusu hileli,
Ondan mı hâlâ açlar anne?
Ben sevdim herşeyi bulmayı,
Bulmak istemeyi.
Bulduğunu sananların korkunç açlığı...
Savaşım bu olacak anne.
Fazıl Çelik
©fazil88
F