M

"Dûr Diyar'ın Kulu"

Sâkîyâ sun aşk ile mey, rind olur âşık nihân
Şâh olur câm-ı safâda, nûş eder mâh-ı zamân
Bir nigâhın gülşen eyler hâb-ı gamla bî-şifâ
Bir tebessümle harâb eyler kal’a-yı pîrân-ı kân
Zülf-i müşgîn dağ olurken sineme, bir cân gider
Aşk ile yanmakta mâni yok, ne yâr elden, ne cân
Ben ki ser-gerdân gezerken gûşeye çarh-ı fenâ
Bir senin bâzınla buldum mâbed-i aşkı devâm
Çekme yâr gamzene kahr etme âşık bendeni
Her feryâdımda cehennem, her tebessümde cinân
Bir perî-sûret ki firkat sûz u âteşdir kalû
Her nefes bir kıyamettir, her vefâ bir imtihân
Gözlerindeki seher şebnemidir nûr-u nazar
Yandıkça artar bana her lahzada aşkın duman
Zikrini etti cihân, kendin ezelde meknûnât
Lûtf ile bâtında kaldın, zahirde oldun imân
Gamze-i kanlı olurken sad-sipâhî kalbime
Bir tebessümle dökülmüş nice efsûn gülzârân
Ruhumun meşhedidir aşk, yâdına kurban olur
Gözlerin mihver-i Kevser, busen ise bâde-i cân
Ruhum terk-i ten etti, aşkına mestâne gül
Bir nazarın yetti devrânı devirmeye bir an.
Çâre bilmem, nâçarım ben zülf-i dilber bendine
Aslan’î bir dûr diyârın kuludur, hem hemân...
©aslani